8.08.2025
Seyyid Ali Sultan Balkanlar’a Türklüğü, İslâmiyet’i getirdi. Başka bir deyimle Balkanlar’ı açarak Osmanlı’nın fethini kolaylaştırdı. Tarih içerisinde bir çok dergah ve zaviye kapatıldı. Ancak Seyyid Ali Sultan Dergâhı kamu yararına faaliyetler yürüttüğünden kapatılmadı ki burası Osmanlı ordularının Balkanlar’a geçişte bir uğrak ve konaklama yeri gibi önemli bir görevi üstlenmişti. Aynı zamanda bir çok Osmanlı padişahı burasını koruyan fermanlar yayınlamış ve Dergâh’ın sınırları da belirlenmiştir.
Dergâh’tan zaman içerisinde bir çok postnişin geçti. Bir kısmı hayata gözlerini yumduklarında Dergâh’ın yanıbaşına defnedildi. Kısacası burası manevi bir mekan hüviyetine büründü.
Çanakkale Savaşları esnasında bölge halkı vatan savunmasına giderken bu mekana uğrar ve orada dualar edilirdi. Kısacası Seyyid Ali Sultan Dergahı çok önemli bir mekandı ki bunu günümüze kadar sürdürmüştür.
Son yıllarda Alevi- Bektaşi toplumu arasında yaşanan bölünme neticesinde Seyyid Ali Sultan’ın kemikleri mutlaka sızlamaktadır. Alevi Bektaşilere devlet de resmi statü tanıyınca; böl, parçala ve istediğin gibi yönet sonucu ortaya çıkmaktadır. Gerçekten de Yunanistan’ın Meriç bölgesinde kalan bir avuç Alevi- Bektaşinin devlet korumasına ihtiyaçları mı vardı? Kuşkusuz ki hayır! Yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan bu toplum kendi arasında hiçbir zaman bölünmemiş, yolunu şaşırmamış, yüzyıllardır uyguladıkları teamülleri yaşatmışlar; onların gönlünde hep Hacı Bektaş-ı Veli yer almış ve merkez de burası olmuştur.
Alevi Bektaşilerin bölünmelerine ilişkin ilk işaret burasını bazı papazların ziyaretleri ile başlamıştır. Papazlar burasını ziyaret ettiklerinde bazı önemli günlerin Hıristiyanlıkta da aynı tarihler olduğunu ve bazı ritüellerin benzerlik gösterdiklerini vurgulamışlardır. Nitekim devamında da papazlar etkinliklere davet edilmiş ve konuşma dahi yapmışlardır.
Ancak İsrail’in Gazze katliamlarından sonra dünya düzeni değişmiş ve insanların gönül coğrafyalarına müdahaleler daha da sıklaşmıştır. Geçtiğimiz günlerde, ABD temsilcisi Tom Barrack: "Güçlü ulus devletler İsrail için bir tehdittir", demişti: Bu gerçekten de düşündürücüdür. Yunanistan’ın Türk Azınlığı Lozan Antlaşması’na aykırı olarak, kendi içinde parçalara ayıran, Alevi Bektaşilere resmi statü kararı, Barrack'ın söylediklerinden sonra gerçekleşmesi manidardır.
Ancak sorun burada bitecek gibi de değildir. Geçtiğimiz günlerde Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Tiran’da bir Bektaşi devletinin kurulacağını açıkladı. Orta Asya’da doğan ve Türkiye’de Hacı Bektaş-ı Veli ile yeşertilen ve yaşatılan Alevi Bektaşilik daha sonra Balkanlar’a ve Arnavutluk’a geçmiştir. Bütün bunlara rağmen Tiran’daki bir zatın teamüllere aykırı olarak kendisini baba ilan ederek parçalanmaya öncülük etmesi, bu planların bir parçası hissini uyandırmaktadır.
Çok yakın zamanda, Alevi Bektaşiler Tiran’daki Bektaşi devletine bağlılıklarını ifade etmeye zorlanırsa; Anadolu irfanından uzaklaşma, milli ve dini duyguların başkasının elinde oyuncak olması anlamına gelecektir. İnşallah yanılırız.
İbrahim Baltalı
