Kral Çıplak
Kerem Abdurahimoğlu
15 Eylül 2025
Lisedeyken Sosyal Politika Yunanca müfredatın en sevdiğim dersiydi. En sonda söylemem gerekeni en başta söylemeliyim: Bugün o dersten zihnimde hala canlı tuttuğum bir anı, belkide bu ülkenin demokratikleşmesi ve çağdaşlaşması için verdiğim mücadelenin temel motivasyon kaynağıdır.
Öyleki derste Yunanistan’da Cumhurbaşkanlığı kurumunun anlatıldığı bir gün öğretmene kendimi örnek göstererek “azınlık mensubu” birinin Cumhurbaşkanı olup olamayacağını sormuştum. Öğretmen de gülerek, gerçekçi olmamız gerektiğini ve anayasaya göre Yunanistan Cumhurbaşkanının Yunan anne-babadan olması gerektiğini söylemişti.
Öğretmenimin siyasal söylemin aksine beni Yunan addetmeyen gerçekçiliğinden oldukça memnundum. Anlamlandıramadığım, devletin en üst kurumu, bu ülke için çalışan, vergi ödeyen, askerlik yapan vatandaşına, donanım, liyakat ve başarılarını değil, kim olduğunu sormasıydı.
Sonrasında, bazı konum ve görevlere kabul edilmemek, toplumsal hayatın birçok alanında da kendini gösterdi. Tabi bu bana özgü bir mesele de değildi. Birçok Türk Azınlık ferdinin toplumsal dışlanış anısı vardır.
Bu kabul edilmeyiş belki de en çok Batı Trakya Türk gencinin Yunanistan için en büyük fedakarlığı yaptığı askerlik görevi sırasında kendini gösterir. Ben de hayatımın bu enteresan fedakarlığı yerine getirdiğim döneminde, bu kabul edilmeyişi Daron Acemoğlu’nun “Why Nations Fail/ Ulusların Düşüşü” kitabını okuduğumda kavramsallaştırmıştım.
Acemoğlu kitabında ulusların zenginliğini, refahını ve gelişimini liyakat sahibi insanlar tarafından yönetilen kurumlara dayandırıyordu. Demokrasi ise seçimle özdeşleştirilmekten ziyade, toplumun hak ve hukukunu sivil toplum mücadeleleri ve liyakat temeli üzerinde yükselen kurumların varlığı ile korumasıyla tesis edilir.
Yunanistan maalesef iki yüz yıllık devlet tarihinde böyle kurumlara ve demokratik anlayışa sahip olamamıştır. Her on yılda bir patlak veren ekonomik ve siyasi krizler, yolsuzluk skandalları buna başlıca delildir.
Öte yandan Batı Trakya Türk Azınlığına uygulanan politikalar incelendiğinde ise yine kurumsal bir derinlik ve liyakatten ziyade tarihi komplekslerle bezeli, tutarsız ulusal-ideolojik bir siyaset izlendiği görülür. Bu siyaset bazen kendi söylemi ile çelişir, bazen de kendi koyduğu kanun ve kurallarla. Bununla birlikte Türk Azınlığın hukuk mücadelesini ve demokrasi anlayışını da salt seçimle sınırladığı yanılgısına kapılmıştır.
Batı Trakya’da “Türk yoktur” söylemi de, Türk Dernekleri ile ilgili uygulanmayan-uyulmayan yasalar da, açılmayan Mizanlı Türk İlkokulu da bu çelişkili ve kurumsal derinliği olmayan siyasetin sonucudur.
Yunanistan’da demokrasinin kurumsal zayıflığı ise kendini en belirgin şekilde 4 Eylül 2025 tarihinde Avrupa Parlamentosunda göstermiştir. Batı Trakya Türklerinin, toplumsal ve siyasi yaşamında yüz yıllık azınlık tarihinde geliştirdiği demokratik yaklaşımla, Yunanistan’ın iki yüz yıllık devlet yaşamında kurumsallaştıramadığı demokrasisi artık bütün Avrupa’nın malumudur. Kral Çıplak.
Yunanistan’ın ulusal başarısızlıklarının kavramsal çerçevesi bu yönüyle de okunmalıdır.
