Gümülcine, 23 -Ekim 2025 Perşembe
BULANIK BEYİN (LER) !
“Eşyada aslolan ibahadır” ifadesi, bir şeyin haram kılınana kadar helal olma durumudur. Bu helalliği – serbestliği sınırlayan bir hüküm, kural, kanun gelene kadar da bu serbestlik bakîdir. Yani haramlar ve sınırlamalar serbest olana getirilen kısıtlamalardır. Eşya kelimesi bizim zihnimizi bugünkü yüklenen anlam ile sınırlayıp karıştırmasın. Zira her türlü mal, eşya veya menfaat anlamını içermektedir. Bu bağlamda benzer anlamı olan “masumiyet karinesi” ifadesi de bir kişinin suçluluğu mahkeme tarafından kesin olarak kanıtlanana kadar masum sayılması gerektiğini belirten temel bir hukuk ilkesidir. Masumiyet karinesi, ceza yargılamasının vazgeçilmez bir parçasıdır ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesini de beraberinde getirir. Hakkındaki hüküm kesinleşinceye kadar, şüpheli/sanığın suçlu muamelesi görmemesini ve lekelenmemesini ifade eder.
İnsanı yaratan Yüce Allah da yarattığı insana masum sıfatını verir ve ondan bu yaratılma özelliğini hayatı boyunca muhafaza etmesini talep eder. Akıl da, mantık da, ilim-bilim de bir gerçeği asla reddetmeyerek kabul eder ki o da: eşyada bir cihazın verimli kullanılarak ondan fayda sağlanabilmesi için, üreten firmanın onu ürettiği kullanım kurallarına uygun kullanılmasıdır. Aksi kullanım hem cihaza zarar verir hem de üretici firmayı başkalarının nezdinde aşağılar ve de temin ettiği eşyadan verim alamaz. Üreten firma da üretim kurallarını kasıtlı yanlış kullanımdan dolayı müşteriye tazminat davası açar ve mahkûm eder.
İnsanı en şerefli varlık olarak yarattığını beyan eden Allah’ü Tealâ da O’nun yaratma kurallarını insanoğlunun bozmamasını emrederek ona bir de kullanım kılavuzu vermiş, sınırların dışına çıkılmamasını istemiştir.
Ne var ki, kurallar dâhilinde adım adım başarı basamaklarını geçerek kariyer elde etmesi gereken insan, birilerinin sırtında hızlı şekilde bir makama gelince “ego” kazanır ve beyni bulanmaya başlar. Tıpkı kaynarcasından çıkan berrak suya akış yatağında başka suların karışarak onun berraklığını, tadını, kokusunu vs bozarak asli hüviyetinden başka bir özelliğe dönüştürüp aslını bozması gibi insanoğlu da beyni bulanıp sulanınca kendini haşâ tanrı yerine de koyabiliyor.
Bu bulanık beyinler:
Bulanık beyin: İnsanın yaşam rehberi olan Kur’an-ı Kerem’i okuyamazlar ama O’nu en iyi bildiklerini iddia ederler. Okuyamadığı bir metni en âlâ bilme gibi bir durumu savunan beyindir.
Bulanık beyin: Kutsallara inanır ama kutsal gecede çalgılar eşliğinde haramın harmanlandığı kıvırma oyunlarını sergileyen beyindir.
Bulanık beyin: Yaşadığı muhîtin yüksek yaşam seviyesini, göçüp gittiği taşraya göre kıyaslar ve hayat pahalılığının hayatı felç ettiğini savunan beyindir.
Bulanık beyin: Bir gelişmenin ne temelini, ne kaynağını, ne oluşunu, ne de hedefinin maksadı bilgisine sahip değildir ama meseleyi en ayrıntılı şekilde tahlil edebildiğini söyleyen beyindir.
Bulanık beyin: Televizyonların en ahlaksız dizilerin daimî izleyici aboneliğini aksatmadan düzenli olarak yerine getirir ama bir muhabbet ortamında ise etrafta namuslu kimselerin bulunmadığını haykırır. Güya bu dünyada kendinden gayrı doğru ve ahlaklı düşünceye sahip kimseler kalmamıştır ve mutlak doğru ve haklı kendisinin olduğunu savunan beyindir.
Bulanık beyin: Ramazan’da içki içen birine yüksek sevap niyetiyle-ümidiyle sadaka vermeyi dürüst müslümanlıkla savunan beyindir.
Bulanık beyin: Mütedeyyinlik aldatmacası anlayışıyla dinin zıddına hareketlerle kendini izhar etmesini dürüstlük diye savunan beyindir.
Bulanık beyin: Kulaklarına başkalarının fısıldadığı renkli düşünceler, farklı fikir tılsımlarına göre etrafındakilere karşı tavır farklılığı takınan beyindir.
≠Devam edecek≠
Selahattin KESİT
