Gümülcine, 25.12.2025
TBMM milletvekili George Aslan'dan "Noel Bayramı" teklifi: 25 Aralık resmi tatil ilan edilsin
Geçtiğimiz günlerde TBMM Mardin Milletvekili George Aslan tarafından ilginç bir kanun teklifi sunuldu.
Konuyla ilgili agos.com sitesinde şu haber yayımlandı:
"25 Aralık resmi tatil ilan edilsin"
Mardin milletvekili George Aslan, Hıristiyan dünyasının en önemli bayramlarından olan 25 Aralık Noel Bayramı’nın Türkiye’de resmi tatil ilan edilmesi için TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi sundu. Aslan, teklifinin gerekçesinde Türkiye’nin çok kültürlü yapısına ve "eşit yurttaşlık" ilkesine dikkat çekti.
Site haberin devamında da, "Dünya genelinde Hıristiyan ülkelerin yanı sıra Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün ve Mısır gibi nüfusunun çoğu Müslüman olan ülkelerde de Noel günü resmi tatil olarak kabul edilmektedir. Türkiye’de de bu yönde bir düzenleme yapılması, Hristiyan yurttaşlarımızın eşit yurttaşlık duygusunun güçlenmesine vesile olacaktır."
https://www.agos.com.tr/tr/haber/25-aralik-resmi-tatil-ilan-edilsin-38909
Bu ilginç teklif hemen bizlere Hıristiyan ülkelerde yaşayan Türk ve Müslümanları hatırlatmaktadır. Demokrasinin tüm halk katmanlarına yayıldığı düşüncesiyle övünen Avrupa ülkelerinde veya da dünyanın hangi Hıristiyan ülkesinde Kurban veya Ramazan Bayramı tatildir? Örneğin Almanya’da milyonlarca Müslüman yaşamaktadır. Bu ülkede Kurban veya Ramazan bayramları resmi tatil midir? Kuşkusuz ki hayır. Bunu Yunanistan’daki Batı Trakya Türk Azınlığı nezdinde de değerlendirdiğimizde aynı sonuçla karşılaşırız.
“Eşit yurttaşlık” duygusunun güçlenmesine gelince. Bu doğrudur, ancak ne kadar uygulandığı önemlidir. Batı Trakya Türklerine de bir zamanlar Yunanistan tarafından “İsonomia-isopolitia” kavramlarının uygulanması kararlaştırılmıştı. Ancak gelinen noktada bu kavramın sadece Hıristiyan vatandaşlara uygulandığını gözlemlemekteyiz.
- Türklerin “Türk” kimliklerinin korunması ve yaşatılması konusunda hala “Türk” kelimesi içeren sivil toplum teşkilatları kurulamamaktadır.
- Dini sahada Türklerin seçmiş olduğu müftüler hala göreve getirilmemekte ve yerlerine başkaları atanmaktadır. Ve, gelinen noktada bu kurumların içi boşaltılarak önemsiz birer devlet dairesine dönüştürme çabaları devam etmektedir. Sonuçta da devletin kendi memuruna müftü seçtirme yolları, ülkemizde demokrasinin geldiği taraflı noktayı göstermektedir!
- Vakıflar İdarelerinde seçimler yapılmamakta ve hala atanan kişilerce idare edilmektedir ki insanlarımız daha Lozan Antlaşması’nın mürekkebi kurumadan İskeçe’de yürüyüş yapmış ve zamanın hükümetine bir bildiri sunmuştu. Lozan Antlaşması imzalanalı 100 yıldan fazla zaman geçti ve biz hale Vakıf İdarelerinde seçimlerin yapılmasını haykırıyoruz!
İşte yukarıdaki sadece üç madde bile insanlarımızın “eşit yurttaşlık” duygularının güçlenmesinin önüne geçmektedir.
Son yıllarda yaşanan ekonomik kriz, azınlık haklarında bir ilerlemenin sağlanamaması, güvensizlik ortamının oluşmasına ve bölgenin hızla boşalmasına neden olmaktadır. Boşalma bu hızla devam ettiği sürece yakın zamanda bölgede güçlü bir azınlığı bulmak çok zorlaşacaktır.
Sahi ülkemizde, “İsonomia - isopolitia” Türk Azınlığına ne zaman uygulanacak?
