Gümülcine, 26 Aralık 2025
Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH), Bulgaristan Türkleri ve Müslümanlara yönelik zorla isim değiştirme politikası olarak bilinen sözde “Yeniden Doğuş Süreci”nin kurbanlarını anmak amacıyla Kırcaali iline bağlı Mogilyane /Kayaloba/ köyünde geniş katılımlı bir anma programı düzenledi. Anma etkinlikleri, zorla isim değişikliğine karşı barışçıl protestoların 41. yıl dönümünde gerçekleştirildi.
Anma programı kapsamında HÖH Genel Merkezi, HÖH- Yeni Başlangıç Parlamento Grubu, milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe teşkilatları ile partinin üyeleri ve destekçileri ülkenin dört bir yanından Mogilyane’ye geldi. Katılımcılar, asimilasyon sürecinin en küçük kurbanı olan ve bu trajedinin sembolü haline gelen Türkan bebeğin anısına yapılan “Türkan Çeşmesi” anıtına çelenk ve çiçekler sundu. HÖH Genel Başkanı ve HÖH-Yeni Başlangıç Parlamento Grubu Başkanı Delyan Peevski adına da anıta çelenk bırakıldı.
Binlerce kişinin katıldığı anma mitinginde, zorla asimilasyon sürecinde hayatını kaybedenlerin anısına saygı duruşunda bulunuldu. Miting kürsüsünden yapılan konuşmalarda, “Gerçek, hafıza ve insan onurunun geleceğin temelini oluşturduğu; bu acı olayların unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiği” vurgulandı. Konuşmacılar, benzer trajedilerin bir daha asla yaşanmaması için toplumsal hafızanın korunmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi.
Anma programı, HÖH yönetiminin öncülüğünde düzenlenen hüzünlü bir yürüyüşle devam etti. Katılımcılar, 41 yıldır Bulgaristan Türkleri ve Müslümanlarının kimlik mücadelesinin sembolü olarak görülen küçük Türkan’ın mezarını ziyaret ederek dua ettiler.
Törene HÖH Genel Başkan Yardımcıları Erol Mümün (Kırcaali Belediye Başkanı), Radoslav Revanski (Belitsa Belediye Başkanı), Nida Ahmedov (Kaolinovo Belediye Başkanı), Halil Letifov, Stanislav Anastasov ve İskra Mihaylova katıldı. HÖH-Yeni Başlangıç Parlamento Grubu Başkan Yardımcıları Erten Anisova, Bayram Bayram ve Hamid Hamid ile çok sayıda milletvekili de anmada hazır bulundu.
Etkinlikte ayrıca Avrupa Parlamentosu Milletvekili Taner Kabilov, HÖH Merkez Yürütme Kurulu üyeleri ve belediye başkanları Necmi Ali, Aycan Ahmed, Belediye Başkanları Sebihan Mehmed, İzzet Şaban, Şinasi Süleyman, İlknur Kazım ve HÖH İl Başkanı Ruşen Feyzula da yer aldı.
Anma mitingine Türkiye Cumhuriyeti’nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık, Filibe Başkonsolosu Emre Manav, Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Hacı ve Kırcaali Bölge Müftüsü Basri Eminefendi de iştirak etti.
Türkiye’den gelen resmi konuklar arasında, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Dış İlişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ yer aldı. Ayrıca göçmen derneklerinin temsilcileri ve Türkiye’deki HÖH temsilcileri de törende hazır bulundu.
Anmaya, Balkanlar Adalet, Haklar, Kültür ve Dayanışma Derneği (BAHAD) temsilcisi Safiye Yurdakul, Bursa Mestanlılar Derneği Başkanı Mestaniye Efe ve Mestanlı Siyasi Mağdurlar Vakfı Başkanı Mehmedali Ramazan da katıldı.
Etkinlik, Türkçe öğretmeni Zekiye Hasan’ın öğrencileri tarafından sunulan şiir dinletisiyle başladı.
Ardından konuşan Kirkovo /Kızılağaç/ Belediye Başkanı Şinasi Süleyman, 17 aylıkken hayatını kaybeden Türkan bebeğin taşıdığı sembolik anlamlara dikkat çekti.
Törende yaptığı konuşmada Süleyman, Türkan’ın yalnızca bu acı dönemin en küçük kurbanı değil, aynı zamanda masumiyetin, birlik ve beraberliğin, insan hakları mücadelesinin güçlü bir simgesi haline geldiğini vurguladı. Süleyman, “Türkan, masumiyetin sembolü, birlik ve dayanışmanın sembolü, insan hakları için verilen mücadelenin sembolüdür. O, asimilasyon sürecinin en küçük ama en güçlü mesajı olan kurbanıdır” dedi.
Şinasi Süleyman, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini belirterek, bu olayların gelecek nesillere aktarılmasının ahlaki bir sorumluluk olduğunun altını çizdi. “Onların örneği bizim için ahlaki bir ışıktır. İnsan onurunu korumak, farklılıklara saygı göstermek ve o günlerde yaşananların bir daha asla tekrarlanmamasını sağlamak bizim en büyük görevimizdir” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında, Mogilyane’deki Türkan Çeşmesi Anıtının taşıdığı anlamı da vurgulayan Süleyman, “Bugün burada, birlik ve beraberliğimizi simgeleyen, örgütlenmemizin ve ortak mücadelemizin temelini temsil eden bu anıtın önündeyiz. Bu anıt, sadece bir anma noktası değil, aynı zamanda ortak hafızamızın ve dayanışmamızın simgesidir” dedi.
Anma etkinliğinde Kırcaali Belediye Başkanı ve HÖH Genel Başkan Yardımcısı Erol Mümün de bir konuşma yaptı. Mümün, birlik ve beraberlik çağrısında bulunarak, geçmişin acı hatıralarının unutulmaması gerektiğini vurguladı.
Konuşmasında, yaşanan trajedilerin hatırlanmasının ve toplumsal hafızanın korunmasının ahlaki bir görev olduğunu belirten Mümün, “Bu hatırayı yaşatmak, korumak ve unutturmamak bizim sorumluluğumuzdur. Aynı zamanda bu acı gerçekleri gelecek nesillere aktarmak da bizim görevimizdir. Bunların asla unutulmaması ve bir daha asla tekrarlanmaması için çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.
Erol Mümün, konuşmasında birlik ve sağduyu mesajı da vererek, “Birlik olsun, sağduyu olsun. Hep birlikte ülkemiz Bulgaristan’ın iyiliği için çalışalım” dedi.
Son iki yılda HÖH’nin Delyan Peevski liderliğinde yapıcı ve çözüm odaklı bir siyaset izlediğini dile getiren Mümün, partinin toplumsal uzlaşıyı ve istikrarı önceleyen bir politika anlayışı sergilediğini ifade etti.
Anma etkinliğinde HÖH Merkez Yürütme Kurulu Üyesi ve Cebel Belediye Başkanı Necmi Ali de bir konuşma yaptı. Ali, konuşmasında toplumsal birlik, kuşaklar arası dayanışma ve devlet yönetiminde sorumluluk vurgusu yaptı.
Nedcmi Ali, ülkede nefret söylemine yer olmadığını belirterek, “Hepimizin görevi, nefret dilinin devlet yönetiminde yeri olmadığını açık ve net bir şekilde göstermektir” dedi. Toplumu ayrıştıran söylemlerin ve özellikle kuşaklar arasındaki bölünmenin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Ali, bu durumun toplumun çözülmesine yol açabileceğini ifade etti.
Konuşmasında özellikle Z Kuşağı’na da seslenen Necmi Ali, gençlerin toplumdan koparılmasına izin verilmeyeceğini vurguladı. “Bölünme, nesiller arasındaki ayrışma da dahil olmak üzere, toplumu parçalar. Buna izin vermemeliyiz. Bunlar bizim çocuklarımızdır ve bizi onlardan koparacak hiçbir güç yoktur. Onlar için ilerlemeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
Ali, HÖH’nin ülkedeki istikrar ve devlet yapısının korunmasında önemli bir rol üstlendiğini belirterek, partinin her zaman devlet sorumluluğu bilinciyle hareket ettiğini söyledi. HÖH’nin, Bulgaristan’da devletçilik ve siyasi istikrarın temel aktörlerinden biri olduğunun altını çizdi.
Konuşmasında liderlik konusuna da değinen Necmi Ali, liderlerin her gün ortaya çıkmadığını, ancak toplum tarafından seçildiğini ifade etti. Delyan Peevski’nin güçlü bir liderlik sergilediğini belirten Ali, “O, dengeleri değiştiren, kurumların yeniden işler hale gelmesi duygusunu toplumda yeniden tesis eden bir liderdir. Bu, toplumsal birlik ve güçlü devlet anlayışı içinde gerçekleşmiştir” dedi.
Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık, Bulgaristan’daki Türk ve Müslüman azınlığa yönelik asimilasyon politikalarının acı hatıralarını anarak, Türkan Bebek başta olmak üzere tüm şehitleri rahmetle andı.
Uyanık, Todor Jivkov liderliğindeki komünist rejimin, 1980’li yılların sonunda Bulgaristan Türklerine yönelik başlattığı sözde “soya dönüş süreci”nin, Türklerin kimliklerini, kültürlerini ve dinlerini hedef alan bir zulüm politikası olduğunu vurguladı. Zorla isim değiştirme uygulamalarının bu baskı sürecinin en ağır aşaması olduğunu belirten Uyanık, barışçıl protestolara katılan Türk ve Müslümanların kadın, yaşlı ve çocuk ayrımı gözetilmeksizin güvenlik güçlerinin şiddetine maruz kaldığını ifade etti.
Bu saldırılar sırasında henüz 1,5 yaşında olan Türkan Bebek’in annesinin kucağında hayatını kaybettiğini hatırlatan Uyanık, Türkan Bebek’in Bulgaristan Türklerinin kimlik mücadelesinin en acı ve unutulmaz sembollerinden biri haline geldiğini söyledi. Uyanık, bu trajedinin aradan geçen on yıllara rağmen hafızalardan silinmediğini ve yüreklerdeki acısının dinmediğini vurguladı.
Asimilasyon ve baskı politikalarına boyun eğmeyen soydaşların onurlu bir mücadele verdiğini belirten Uyanık, bazı vatandaşların şehit düştüğünü, bazılarının ise Belene Toplama Kampı’na sürülerek ağır insan hakları ihlallerine ve işkencelere maruz kaldığını dile getirdi. Buna rağmen Bulgaristan Türklerinin kimliklerinden, dillerinden ve kültürel miraslarından asla vazgeçmediğini ifade etti.
Uyanık, 19 Mayıs 1989’da Cebel’de gerçekleşen barışçıl ayaklanmanın, Bulgaristan Türklerinin özgürlük ve kimlik mücadelesinde bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Cebel halkının cesur duruşunun yalnızca Bulgaristan’da değil, Doğu Avrupa’da da komünist rejimlerin çözülmesine ve demokratikleşme sürecine katkı sağladığını kaydetti.
Bugün Bulgaristan Türklerinin, şehit ve gazilerin fedakârlıkları sayesinde ülkede eşit ve onurlu vatandaşlar olarak yaşamlarını sürdürdüğünü ifade eden Uyanık, soydaşların siyasetten ekonomiye, sanattan spora, eğitimden bilim ve teknolojiye kadar pek çok alanda Bulgaristan toplumuna değerli katkılar sunduğunu memnuniyetle gözlemlediklerini belirtti.
Büyükelçi Uyanık, Türkan Bebek’in ve demokrasi mücadelesinde hayatını ortaya koyan kahraman soydaşların hatıralarının gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, Bulgaristan Türklerinin Türkiye ile Bulgaristan arasındaki dostluk bağlarının en güçlü halkalarından biri olduğunu söyledi. Soydaşların huzur ve refahının, Bulgaristan halkının tüm kesimleriyle birlikte artmasının Türkiye’nin temel öncelikleri arasında yer aldığını sözlerine ekledi.
Anma etkinliğinde söz alan bir diğer isim ise Türkiye’de iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya oldu. Sırakaya, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajını okuyarak selamlarını iletti. Mesajında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zorla asimilasyon sürecinde hayatını kaybedenlerin anısını saygıyla andıklarını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajı şöyle: “Bulgaristan’da Yaşayan Aziz Kardeşlerim,
Siyasi Partilerin Kıymetli Mensupları, Sivil Toplum Kuruluşlarının Değerli Temsilcileri,
Sizleri hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
Komünist rejimin baskı ve asimilasyon politikalarına direnirken hayatlarını kaybeden kardeşlerimizi anmak üzere bir araya gelen siz dostlarıma buradan selam ve sevgilerimi iletiyorum.
Bundan 41 yıl önce totaliter rejimin kurşunlarıyla katledilen ve acısını halen yüreğimizde hissettiğimiz Türkan Feyzullah yavrumuzu rahmetle yâd ediyorum.
Şehit düştüğünde henüz 18 aylık bir bebek olan Türkan Feyzullah, insanımızın baskıya ve zulme karşı direnişinin sembolü olmuştur.
İsimleri değiştirilmeye çalışılan, ibadetleri engellenen, en temel hak ve özgürlükleri gasp edilen Bulgaristan Türklerinin öz benliklerini koruma mücadelesi onun şehadetiyle bendini yıkıp aşmıştır.
Dün baskıcı ve totaliter Jivkov rejimine karşı kanları pahasına özgürlüğü savunan Bulgaristan Türkleri; bugün de Bulgaristan’da ve bütün Balkan ülkelerinde demokrasi, barış ve istikrar arayışlarına katkı yapmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti, soydaşlarının huzur ve refahı için her türlü desteği sağlamaya devam edecektir.
Bu düşüncelerle Türkan Bebeğimize ve bütün şehitlerimize Cenabı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.
Sizler vasıtasıyla komşumuz ve NATO müttefikimiz Bulgaristan’ın bütün kıymetli vatandaşlarını sevgiyle selamlıyorum.
Kalın sağlıcakla…”
Mogilyane’deki Türkan Çeşmesi önünde düzenlenen anma programı, yapılan konuşmaların ardından dualar ve çelenk sunma töreniyle devam etti. Etkinlik, birlik, dayanışma ve insan onuruna saygı mesajlarının ön plana çıktığı güçlü bir anma olarak hafızalarda yer aldı.
kircaalihaber.com
