Gümülcine, 8 Ocak 2026
Gazeteci Halil Haki ile 2019 yılında yaptığımız röportaj.
Halil Haki nasıl yazdığını bizlere şöyle anlatmıştı:
“Yazı yazmama Konya’nın büyük katkısı olduğunu söyleyebilirim...
1959-60 yıllarında, Medrese’nin açılış töreninde Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin okunmasını bana verdiler...
1966’da Edirne Selimiye Camii’nde vaaz veren ilk Batı Trakya Türkü ben oldum...”
“Beni en çok etkileyen o yıllardaki yazarların ve gazetecilerin yazıları olmuştur. Örneğin Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’ından çok etkilendim. Yine rahmetli Osman Nuri Fettahoğlu’nun Trakya gazetesinden çok çok etkilendiğimi de söyleyebilirim..
Konya’da öğrenim gördüğüm sırada da yazmaya çok meraklıydım. Bu arada o yıllarda Konya’da Özgür Demokrat gazetesi yayınlanıyordu. Bu gazete Cuma günleri bir sayfasını imam hatip okullarına ayırıyordu. Ben 6. Sınıfta iken Hayrettin Karaman bizden bir sınıf öndeydi. Onun yazılarını okumaya başladım. O sayfadaki yazılar bana da ilham kaynağı oldu ve ben de yazmaya başladım. Son sınıfa geldiğimde imam hatip sayfasının yönetimini de tamamen bana verdiler. Sayfada hem yazı yazıyordum, hem de gelen yazıları kontrol ediyordum. Ancak şuna hala üzülüyorum: Getirilen yazıları düzeltiyor, moral vermek ve yazı yazmaya teşvik için öğrencilerin yazılarını sayfaya koyuyordum. Tabii ki de benim yazılarıma yer kalmıyordu. Konya’da yayınlanan bu yazılardan bir kısmı da diğer gazeteler tarafından alındı ve yayınlandı.
Aynı durum burada İleri gazetesini çıkarırken de oldu.
Bu arada Gümülcine’deki Medrese eğitiminden de çok faydalandığımı belirtmek isterim. Özellikle Osmanlıca kelimeler üzerinde çok faydasını gördüm. Örneğin 1959-60 yıllarında, Medrese’nin açılış töreninde Atatürk’üm Gençliğe Hitabesi’nin okunmasını bana verdiler. O zaman çok alkış aldığımı hatırlıyorum.
Medrese’de aldığım eğitim Konya’da bana çok fazla fayda sağladı. Yazı yazmama ise Konya’nın büyük katkısı olduğunu söyleyebilirim. Dini bilgi şarttır. Neyin dolu ve neyin boş olduğunu bilmek gerekir.
Benim bir de 1966’da Edirne maceram vardır. Selimiye Camii’ne Cuma namazına gittiğimde kürsüye çıkan vaizin söylediklerini bir türlü anlayamıyordum. Sadece Arapça bir şeyler söylüyordu. Bu durumu kafama taktım ve Edirne müftüsüne giderek Selimiye’de vaaz vermek istediğimi söyledim. Müftü önce şaşırdı, kim olduğumu sordu. 1961 Konya İmam Hatip Okulu mezunu olduğumu söyleyince benim isteğimi kabul etti ve bana gün verdi. Bana verdiği gün ise Kırkpınar yağlı güreşlerinin olduğu haftaya denk düşüyordu. Daha önceleri 150-200 kişiyle kılınan Cuma namazında, benim kürsüye çıktığım gün caminin içi tamamen doluydu, hatta bazı insanlar da caminin dışına taşmıştı. Kürsüye yaklaştığımda Müftü bana cübbeyi ve sarığı giymemi söyledi. Ben her ne kadar itiraz ettimse de ikna edemedim. Sonuç olarak cübbe ve sarıkla kürsüye çıktım. Cemaate, “Ey cemaat! Söyleyin bakalım bu kubbedeki delik neden açıldı?” diye sözlerime başladığımda herkes şaşırdı ve insanlar bir birlerine bakınmaya başladı. Devamında da “Deden uyudu, dedelerimiz uyudu, şah uyudu, padişah uyudu, Balkanlar’da yenildik, Bulgarlar ta buralara geldi ve bu kubbe de delindi” gibi konulara değindim.
Konuşmamdan sonra Müftü yanıma gelerek çok güzel konuştuğumu söyledi ve beni tebrik etti. Daha sonra yanıma çok etkili insanlar geldi ve ne zaman istersen Edirne’deki camilerde vaaz verebileceğimi söylediler. Aynı teklifi dönemin valisi de yaptı. Sonuç olarak ilk defa bir Batı Trakya Türkü Selimiye Camii’nde kürsüye çıkmış ve vaaz vermişti. İşte verdiğim bu vaaz bana büyük cesaret ve moral verdi.
Rodop Rüzgarı dergisi, 2019/Kasım. Gümülcine.
Fotoğraflar, soldan sağa.1- 29 Ocak Anma Töreni GTGB.2006, 2- BTAYTD Kongresi 2006, 3- 2025 BTTÖB, Mehmet Hilmi Anma Töreni, Gençlik yılları. 4- Son fotoğraf, 29.06.2005, Örsan Öymen'in Türkiye Cumhuriyeti Gümülcine Başkonsolosluğunu ziyaretinde basın mensupları ve dönemin Başkonsolosu Ümit Yardım ile çektirdiği fotoğraf.
