Gümülcine, 26 Ocak 2026.
Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu 26 Ocak 2026 günü Gümülcine Türk Gençler Birliğinde düzenlediği basın toplantısında, Dimetoka’ya müftü tayinini antidemokratik olarak gördüklerini ve kınadıklarını belirtti.
Açıklama, Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa tarafından yapıldı.
Gündem gazetesinden Mustafa Şargo’ya geçirmiş olduğu rahatsızlıktan dolayı geçmiş olsun dileklerinde bulunan Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa, Dimetoka’ya müftü tayini ile ilgili olarak Danışma Kurulu olarak durumu öncelikle kınadıklarını ve bugün de bir basın açıklaması ile birlikte olduklarını belirterek konuşmasına başlayan Trampa, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Müftülük makamı Batı Trakya Türkleri için dini, toplumsal ve kültürel bir kurumdur. Dolayısıyla toplumumuz açısından son derece önemli bir meseledir. Bu nedenle toplumun iradesiyle şekillenmiş bir yapı olması gerekmektedir. 1990 yılına kadar azınlığın kabul ettiği bir uygulama vardı. Ancak devlet bu uygulamayı kaldırarak, azınlığın iradesini yok sayan adımlar attı ve kendi belirlediği müftüleri tayin etmeye başladı. Azınlık ise buna karşılık İskeçe ve Gümülcine’de seçilmiş müftü yöntemini benimsemiştir ve seçilmiş müftülere teveccüh etmektedir.
Bu mesele bir idari tasarruf değil, bir toplumun kendi dini temsilcisini belirleme hakkıdır. Bu hak azınlığımıza uluslararası antlaşmalarla tanınmıştır. Ancak bu antlaşmalar gereğince uygulanmadığı gibi, aşındırılmaktadır. Bu antidemokratik uygulama nedeniyle de azınlık toplumu bu konuda kendi göbeğini kendi kesmiştir.
Dimetoka Müftülüğü tayin süreci ve eleştirilerimize gelince. Müftü tayini konusunu da içeren 2022’de yayınlanan ilgili kanun azınlığa danışılmadan, istişare yapılmadan kabul edilmiş olması. Usulünce seçim yerine azınlığın karşı olduğu tayin yolunun tercih edilmesi, kabul edilen kanunun bir yenilik getirmeyip, aynı uygulamasını bir sisteme bağlamış olması. Bunun katılımcı demokrasi ile bağdaşmaması, toplumun açık iradesi ortadayken, bu iradenin yok sayılması kabul edilemez.
Yıllardır müftülük sorununun çözümsüz bırakıldığı, diyalog ve çözüm için öneriler sunulmasına rağmen karşılık bulunmadığı, Dimetoka’da yapılan bu son atamanın çözüm niyeti yerine somut gerilimi sürdürme tercihi olduğu ve sorunun çözüldüğü iddiasının koca bir yalan olduğu; bu karar sorunu çözme iradesinin değil, sorunu sürdürme tercihinin bir sonucudur.
Uluslararası hukuk ve demokrasi açısından değerlendirme yapılırsa, ortaya çıkan durum şu şekilde: Din ve vicdan özgürlüğü bu noktada zarar görmüştür. Temsil hakkı bir kez daha zedelenmiştir. Katılımcı demokrasi bir kez daha darbe almıştır. Avrupa normları ve çoğulculuk dikkate alınmamıştır.
Dimetoka Müftülüğüne Batı Trakya Türk Azınlığının açık iradesi dikkate alınmadan yapılan atamanın ardından düzenlenen yemin töreninde Rodop Milletvekili Sayın İlhan Ahmet’in katılmış olması toplumumuz nezdinde ciddi bir rahatsızlık ve hayal kırıklığı yaratmıştır. Azınlık tarafından kabul edilmeyen bir müftünün yemin törenine katılımı bu hukuksuz ve anti demokratik uygulamaya dolaylı da olsa meşruiyet kazandırmaktadır. Batı Trakya Türklerinin hak ve taleplerini temsil etme sorumluluğunu iddia eden bir milletvekilinin, toplumun ortak duruşu ve hassasiyetleriyle örtüşmeyen bu tür adımlardan kaçınması beklenirdi. Bu tutum, azınlığın demokratik iradesini yok sayan uygulamaların normalleştirilmesine katkı sunmakta ve haklı mücadeleye gölge düşürmektedir.
Demokrasi her yerde azınlıkların iradesine saygı ile ölçülür.
Son olarak devlete yönelik bazı gerçekleri ifade ediyor ve çağrıda bulunuyorum.
Dimetoka Müftülüğüne yapılan bu atama, Batı Trakya Türk Azınlığının iradesini yansıtmamaktadır. Bu mesele yaknızca dini bir mesele değil, demokrasi ve temsil meselesidir. Yıllardır çözüm bekleyen bir konuda çözüm üretmek yerine, sorunu derinleştiren bir tercih yapılmıştır. Bu adım azınlıktaki hayal kırıklığını derinleştirmiştir. Bu durum bizi bir kez daha üzmüştür. Devletten beklentimiz çatışma değil diyalog; dayatma değil istişaredir.
Batı Trakya Türkleri kendi dini liderini seçebilecek olgunluğa ve iradeye sahiptir. Sorunların dayatmalarla devam etmek yerine konuşarak, diyaloğa, istişareye, çözüme kavuşturmayı istiyor ve bekliyoruz.
Sonuç olarak bu atama Batı Trakya Türklerinin iradesini yansıtmamaktadır. Sorun çözülmek istenmemekte, bilinçli biçimde sürdürülmektedir. Bu mesele sadece bir müftülük meselesi değil, s demokrasi ve hukuk meselesidir. Devletin Batı Trakya Türk Azınlığının iradesini yok saymasını, seçme hakkını da uluslararası hukuka aykırı müftü tayinini ve müftülük sorunu dahil, Batı Trakya Türk Azınlığına yönelik tüm antidemokratik uygulamaları kınıyoruz. Mücadelemiz ve bizim verdiğimiz mesaj devlete karşı değil, hukuk ve demokrasi adına devlete çağrı ve yıllarca süren antidemokratik uygulamalara karşı mesaj şeklindedir."
