Kapan

    Kapan

    Gümülcine, 8 Şubat 2026.

    Kapan

                  Pervin Hayrullah

    Adı olmayan bir ülkede, iki rüzgârın çarpıştığı bir kasabada bir genç yaşardı…

    Kasabanın meydanında bir saat kulesi vardı; ne zamanı doğru gösterir ne de gelen geçen ona bakardı. Lâkin hep oradaydı, tıpkı bir gözcü gibi. Saat ilerlemezdi; beklerdi. Akrep her döndüğünde bir ninni eksilirdi dillerden, bir mezar taşı isimsiz kalırdı.

    Kasabalı genç, her sabah merkez kahvenin önünden geçerken saate bakar, sonra başını çevirir ve yoluna devam ederdi… Yol alırken de hep aynı düşünceye dalardı: Yaşadığı kasabada zaman bile ikiye bölünmüştü…

    Hâlbuki dedesi bu kasabada doğmuştu; dedesinin dedesi de. Ama nedense, zamanın bile ikilemde kaldığı bu kasabada bir gün varken bir başka gün yok sayılmaktaydı…

    Kasaba sokakları bir gün, iki suskunluk arasında gerilmişti. Ne tam gündü ne de gece. Rüzgâr, bir dilden ötekine geçerken sesini inceltir; kelimeler yere düşmesin diye herkes yavaş yürürdü.

    Kasabanın meydanında bir kapan vardı. Demir değildi; hatıradan yapılmıştı. Ayağı yakalamazdı, hafızayı tutardı. İnsan kıpırdadıkça çocukluğunun izi biraz daha acırdı.

    Kapan ne tam açılır ne de tamamen kapanırdı. Açıldığında insana “bu kasabaya aitsin” hissi verirken, kapandığında ise “ama bu kadar” derdi. Kapanın dişleri görünmezdi; ama insan hareket ettikçe sanki hislerine batardı.

    Kasabada herkes bu kapanı iliklerine kadar hissederdi.

    Bir gün kasaba halkına maskeler verildi. Maskeler ağır değildi ama uzun süre takılınca yüzü unuttururdu. Çünkü maskelerin üstünde tek bir yüz vardı; ama aynaya bakıldığında her maske başka görünürdü. Aynalar maske takmayı öğretirdi kasabalılara, çıkarma işini ise rüzgâra bırakırlardı. Maskeyi çıkarmak yasak değildi; sadece maskesiz kalanların sesi zamanla kısılırdı. Kimse “yasak” kelimesini kullanmazdı zaten; rüzgâr yeterince ikna ediciydi.

    Bir gün, kapanın yanına bir çocuk geldi. Ayağı küçüktü ama kalbi genişti. Kapan onu tanıyamadı. Sıkmaya çalıştı, olmadı. Serbest bırakmaya çalıştı, o da olmadı. Kapan, ilk kez kararsız kaldı.

    Çocuk maskesine baktı. Maskenin iç yüzünde küçük bir çatlak vardı. Çatlağın içinden, kasabada hiç duyulmamış bir ses sızıyordu. Ne bağırıyor ne de susuyordu; sadece hatırlıyordu.

    Saat o an durdu. Rüzgâr yönünü şaşırdı. Kasabalılar, ilk kez birbirlerinin yüzüne baktı; maskelerin aynı olmadığını fark ettiler.

    Kapan hâlâ oradaydı. Ama artık herkes şunu biliyordu: Kapan, kendisini sorgulayan bir ayağı asla tam kavrayamazdı.

    Ve herkes anladı: Hatırlayan bir adım, en keskin düzeni bile yorar. Ve bazen insan, en çok durarak yerinden oynatır dünyayı.

    Kapan sadece kimlikte miydi, yoksa zaman da tutsak mıydı dişlerinin arasında?

    ©2017 Burasi Batı Trakya. Tüm Hakları Saklıdır.

    Please publish modules in offcanvas position.

    hacklink panelihacklink satın albacklink alhacklink alhacklinkhacklink alhacklinkizmir web ajansjustin tvhacklink panelihacklink panelihacklink satın alhacklinkhacklink satın alholiganbetholiganbet girişdenemeholiganbet girişdenemeholiganbetholiganbet girişgrandpashabetgrandpashabet girişholiganbet güncel girişholiganbetholiganbet girişholiganbetgrandpashabetgrandpashabetholiganbetholiganbetholiganbetholiganbetcanlı maç izlecanlı maç izlecanlı maç izlecanlı maç izleiptvcasibom girişyabancı dizi izlecasibom girişdinamobet resmicasibom girişcasibom girişjojobet girişjojobet girişcasibom girişyabancı dizi izlejojobet güncelcasibom girişjojobet girişcasibom girişcasibom girişjojobet girişcasibom girişbetwild girişdeneme bonusudeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusslot sitelerimarsbahisxmarsbahisgirişcasibom girişstake girişmarsbahis girişkeybahisjojobet girişnarwin girişkeybahis