Hakikatin Fısıltısı, Yaşamın Özgül Ağırlığı

    Hakikatin Fısıltısı, Yaşamın Özgül Ağırlığı

    Gümülcine, 3 Mart 2026.

    Hakikatin Fısıltısı, Yaşamın Özgül Ağırlığı

    Pervin Hayrullah

    Evvel zaman içinde, rüzgârın bile yorulduğu, kelimelerin gölgelerinden ağır sayıldığı küçük bir kasaba varmış. Öyle bir kasaba ki orada yalnız insanlar değil, gölgeleri ve suskunlukları da tartılırmış. Bir zaman gelmiş; kasabanın üstüne tiranlığın paslı gölgesi düşmüş. Güneş doğar ama ısıtmaz, saatler ilerler ama adalet yerinde sayarmış.

    Kasabada görünürde bir terazi yokmuş; fakat herkes bilirmiş ki bazı hayatlar tüyden hafif sayılırken bazıları taş kesilirmiş. İşte bu küçük kasabada, sessizliğiyle tanınan bir adam varmış. Bir sabah uyandığında gölgesinin toprağa sert çarptığını fark etmiş. Sanki yaşamın özgül ağırlığı artmış, görünmeyen bir kurşun omuzlarına dökülmüş gibiymiş. Yalnız kendi değil, bütün kasabanın gölgesi ağırlaşmış aslında.

    Kasabadaki saatler zamanı değil, geciken adaleti sayarmış. Her saat başı çan çalar, sesi gökyüzünde asılı kalırmış; ne tamamen duyulur ne de bütünüyle susarmış. Sessiz adam buna “yarım bırakılmış haklar” dermiş. Çünkü bu kasabada hakikat fısıltıyla konuşur, korku ise davul gibi gümbürdermiş.

    Bir gün uzaktaki başkentten bir yabancı çıkagelmiş. Elinde parlak kefeli bir terazi varmış ve “Her şeyin değerini ölçerim,” diye ilan etmiş. Halk korkuyla merak arasında sıraya dizilmiş; kimi ekmeğini, kimi sabrını, kimi de kırık umutlarını bırakmış kefeye. Terazi ölçmüş ama ölçtüğü şeyin ne olduğunu kimse tam anlayamamış.

    Sıra sessiz adama gelince, cebinden bir avuç toprak çıkarmış. Başkentli yabancı kaşlarını çatmış: “Bu nedir?”

    Adamın sesi sakin ama derinmiş: “Evimin sesi… Toprağımın konuşamayan dili.”

    Toprak kefeye bırakıldığı an terazi sarsılmış. İnce metalden bir inilti yükselmiş; kefelerden biri ansızın çökmüş. Küçücük bir avuç toprak, içinde saklı bir dağ gibi ağır gelmiş.

    “Bu imkânsız,” demiş yabancı. “Bu kadar ağır olamaz.”

    Sessiz adam gülümsemiş; gözleri parlayarak: “Olur,” demiş. “Çünkü bazı yükler terazide değil, tarihte tartılır.”

    Kasabanın o güne kadar korku bulutları altına saklanmış sokakları, bu sözle uğuldamış. Duvarlar kulak kesilmiş, kapılar nefesini tutmuş, pencereler aralanmış. İnsanlar ilk kez kendi görünmez yüklerini hissetmişler: sustukları kelimeleri, bastırdıkları çığlıkları, yıllardır içlerinde büyüyen o isimsiz sızıyı. Haksızlık bir sis gibi üzerlerine çökmüşmüş meğer; dağılamayan ama her şeyi ıslatan bir sis.

    O günden sonra kasabada pek çok şey değişmiş. Saat yine çalmış, rüzgâr yine esmiş; fakat insanlar artık yalnız kulaklarıyla değil, yürekleriyle duymaya başlamışlar zamanı. Hakikatin fısıltısı kulaklarına ermiş, korkunun gürültüsünü yavaş yavaş bastırmış.

    Ve kasabanın insanları anlamış ki yaşamın özgül ağırlığı, insanın toprağına, kimliğine, hafızasına sahip çıkışıyla ölçülürmüş. Bir gün gölgelerin toprağa adil düşeceğine dair inanç, en ağır yükleri bile hafifletebilirmiş. Çünkü umut, en hafif görünen ama en çok direnen ağırlıkmış.

    ©2017 Burasi Batı Trakya. Tüm Hakları Saklıdır.

    Please publish modules in offcanvas position.

    hacklink panelihacklink satın albacklink alkamagra jelhacklinkDaporin fiyatizmir web ajanshacklink paneliviagra eczane fiyatıhacklinkhacklink panelihacklink satın alhacklink panelihacklinkhacklink panelikitewinderlifta 20 mgcialis fiyatOrijinal Cialis eczanemarsbahis güncel girişcialis 20 mgcialis fiyatcialis 100 mgjojobet giriş搜狗输入法下载whatsapp网页版jojobet güncel girişmarsbahis girişpusulabet güncel girişmatbet giriş有道翻译下载telegram下载Anonim sunucu kiralamajojobet girişjojobet girişjojobet girişjojobet girişpusulabet girişmeritbet giriş güncelmrking girişviagra 100 mgmarsbahis girişviagra fiyatcialis 100 mg fiyatviagra fiyatcialis 100 mg eczane fiyatıviagra 2026 fiyat listesicialis 5 mg fiyatkamagra jelkamagra jel fiyatıcombo 100 mghilti kapsülmatbet girişmarsbahis girişjojobet girişjojobet giriş