Gümülcine, 23 Nisan 2026
DTİK – Dünya Türk İş Konseyi ve Türkiye Cumhuriyeti Gümülcine Başkonsolosluğunun işbirliğinde, 23 Nisan 2026 günü, Gümülcine’de 23 Nisan Resepsiyonu düzenlendi.
Resepsiyona; Türkiye Cumhuriyeti Gümülcine Başkonsolosu Aykut Ünal, DTİK Yunanistan Temsilcisi Levent Sadık Ahmet, DEB Partisi G. Başkanı Çiğdem Asafoğlu, BAKEŞ Başkanı Dr. Hüseyin Bostancı, Batı Trakya Türk Azınlığı dernek ve birlik başkanları, işadamlarının yanı sıra Gümülcine ve İskeçe’den gençler katıldı.
Resepsiyonun açılış konuşmasını DTİK G. Sekreter Y. Adem Yavuz yaptı.
Adem Yavuz
23 Nisan sadece bir tarih değil, bayram değil, 23 Nisan bir milletin kendi kaderine sahip çıktığı, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir dediği, geleceği inşa etmeye başladığı gündür ve en önemlisi bu mirasın çocuklara emanet edildiği gün olduğunu belirten DEİK G. Sekreter Y. Adem Yavuz, “Bu yönüyle 23 Nisan yalnızca geçmişi hatırlatan bir gün değil, aynı zamanda geleceği inşa etme sorumluluğunu bizlere hatırlatan güçlü bir vizyondur.
Bugün bu anlamlı günü Gümülcine’de, Batı Trakya’da sizlerle birlikte idrak etmek bizler için ayrı bir değer taşımaktadır.
Batı Trakya Türk toplumu, köklü tarihi, güçlü kimliği ve sahip olduğu beşeri sermaye ile Türkiye’nin gönül coğrafyasının en önemli parçalarından biridir. Bu topraklar yalnızca bir coğrafya değil, aynı zamanda bir hafızanın, bir aidiyetin ve duruşun simgesidir.
Batı Trakya Türkleri geçmişten bu güne kimliklerini koruyarak, değerlerinden taviz vermeden, güçlü bir dayanışma ile varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bu duruş sadece bir toplumsal varlık mücadelesi değil, aynı zamanda gelecek nesillere bırakılacak güçlü bir mirastır…” İfadelerini kullandı.
Levent Sadık Ahmet
23 Nisan’ın, yalnızca bir tarih olmadığını, 23 Nisan’ın, bir milletin kendi kaderine sahip çıkma iradesi olduğunu belirten DTİK Yunanistan Temsilcisi Levent Sadık Ahmet, "23 Nisan, geleceğin çocukların omuzlarında yükseleceğine duyulan büyük inancın en zarif, en güçlü ifadesidir. Bir milletin yarınına verdiği değer, onun çocuklarına verdiği değerle ölçülür. Çocuklarını önemseyen toplumlar geleceği inşa eder; çocuklarını ihmal eden toplumlar ise zamanla kendi yarınlarını kaybeder.
Bugün burada, böylesine anlamlı bir etkinliği 23 Nisan gibi özel bir tarihte gerçekleştiriyor olmamız son derece kıymetlidir. Daha da önemlisi, böylesine köklerimize bağlı bir coğrafyada, tarih ile kimliğin, hafıza ile aidiyetin iç içe geçtiği bu topraklarda, böyle bir buluşmanın ilk kez gerçekleştiriliyor olması ayrıca anlam taşımaktadır. Bu yalnızca bir resepsiyon değildir. Bu, bir irade beyanıdır. Bu, "biz buradayız, köklerimizin farkındayız, yaşadığımız ülkeye saygılıyız, geleceğe hazırız" deme biçimidir.
Ancak bugün geldiğimiz noktada çok açık bir gerçeği de ifade etmemiz gerekir:
Sadece geçmişimizle gurur duymak yetmez. Sadece kimliğimizi korumak yetmez.
Sadece hatıraları yaşatmak da yetmez. Bunların yanında daha güçlü olmak, daha çok
üretmek, daha iyi eğitim almak, daha cesur olmak ve hayatın her alanında daha
görünür olmak zorundayız.
Sevgili gençler,
Sizler sadece yarının değil, bugünün de gücüsünüz. Sizler yalnızca gelecekte söz
sahibi olacak insanlar değilsiniz; bugün de bulunduğunuz her alanda fark oluşturabilecek bir nesilsiniz.
Cesaretli olun. Kendinize güvenin. Yeni adımlar atmaktan korkmayın. Başarısız
olmaktan çekinmeyin. Çünkü büyük yolculuklar, küçük ama cesur adımlarla başlar.
Bugünün dünyasında girişimcilik artık sadece şirket kurmak değildir. Girişimcilik; fikir
üretmektir, çözüm üretmektir, risk almaktır, sorumluluk üstlenmektir, yenilikçi
düşünmektir. Önemli olan meseleye sahip çıkmak, inisiyatif almak ve bulunduğu yere
değer katmaktır…” Görüşlerine yer verdi.
Türkiye Cumhuriyeti Gümülcine Başkonsolosu Aykut Ünal
Bu anlamlı günde düzenlenen resepsiyona ve panele katılmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten ve herkesin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayan Türkiye Cumhuriyeti Gümülcine Başkonsolosu Aykut Ünal, “Bugünün katılım profili alışılagelmişin dışında. Aslında özlememiz gereken bir durum.
Girişim ve iş dünyası gibi kavramlar kendi iç dünyası içinde de mücadele içeriyor. Mücadeleler örneklerle pekişir, açılan yolla ilerler ve sonuca mutlaka varır. Mücadele demek vazgeçmemek demektir. Bir mücadele örneği olan 102 yaşındaki Cumhuriyet’imizin kurucusu, büyük devlet adamı, büyük komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk mücadelesini kendi ifadeleriyle anlatmak istiyorum. Takvimi 2 Aralık 1922’ye alalım. Ankara’dayız, TBMM’deyiz. O dönemde milletvekili seçim kanunu değiştirilmesi için bir önerge verilir. Kutsal isyanımız, Milli Mücadelemiz sonrası, savaştan çıkan bir milletin yeni ülkesi için yeni bir düzen kurulmaya çalışıldığı bir dönemde, bu önergeyle mecliste üye olabilmek için Türkiye’nin o günkü sınırları içerisindeki yerel halkından olmak, eğer kendi seçim bölgesi içinde bir süre yerleşmiş bulunmak ve sonradan göçmen olarak gelenlerin ise yerleştikleri tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise seçilebilecekleri şartı getirilir.
Gazi Mustafa Kemal şu şekilde TBMM’ne hitap ediyor:
Bu tasarı özel bir amaç güdüyor. Bu amaç bana yönetildiği için izin verirseniz birkaç sözcükle düşündüklerimi belirteyim. Bu tasarı beni doğrudan doğruya beni yurttaşlık haklarımdan yoksun bırakmaya yönelmiştir. TBMM’ne seçilebilmek için ya Türkiye’nin bugünkü sınırları içerisinde kalmış yerlerin halkından olmak, ya da bu seçim bölgelerinden birinde yerleşmiş olmak, göçmen olarak gelmişse yerleşmesinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olmak şart koşuluyor.
Ne yazık ki doğduğum yer bugünkü sınırlarımız dışında kalmış bulunuyor. Herhangi bir seçim bölgesinde de oturmuş kalmış da değilim. Doğum yerim bugünkü sınırlar dışında kalmıştır ama bunda benim ne eksiğim ne suçum var. Bunun nedeni bütün ülkemizi darmadağın etmek, yok etmek isteyen düşmanların dilediklerini tam gerçekleştirmekten kısmen men edilememiş olmasıdır. Eğer düşmanlar amaçlarına tam ulaşmış olsaydı, Allah korusun bu tasarıya imza koyanların memleketleri de sınır dışında kalabilirdi.
Bundan başka bu maddelerdeki bu koşul bende yoksa, aralıksız beş yıl bir seçim bölgesinde oturup kalamamışsam, bu da yurda yaptığım yararlılıklar yüzündendir. Eğer bu maddenin istediği koşulu kazanmaya özenseydim, İstanbul’u kazanmakla sonuçlanan Arıburnu ve Anafarta Savaşları’nı yapamam gerekirdi. Eğer ben bir yerde beş yıl oturup kalsaydım Bitlis ve Muş’u aldıktan sonra Diyarbakır’a doğru ilerleyen düşmanın karşısına çıkamam, Bitlis ve Muş’u kurtarma ödevimi yerine getirememen gerekirdi. Onların istedikleri koşulları kazanmak isteseydim Suriye’yi boşaltan ordularımızın kalıntısından Halep’te bir ordu kurarak düşmana karşı koyamamam ve bugünkü ulusal sınırları çözüp gerçekleştirememem gerekirdi. Sanırım ki ondan sonraki çalışmalarımı bilmeyen yoktur.
Bu aktardıklarım Atatürk’ün mücadelesini gösteren bir özettir. Mücadelesi burada da bitmedi. Bir ülkeyi ayağa kaldırabilmek için uğraş verdi…” Görüşlerine yer verdi.
Etkinlik panel ve resepsiyonla sona erdi. Panelin moderatörlüğünü Adem Yavuz yaptı. Konuşmacı olarak ise BTAYTD Kadın Kolları Başkanı Av. Gizem Besim, Levent Sadık Ahmet ve BTAYTD GAT Temsilcisi Eslem Ali Çavuş katıldı.
