Görüşler - Düşünceler
YUNAN DEVLETİ’NİN BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞINA YÖNELİK “AGNOZİ” YAKLAŞIMI VE EĞİTİM POLİTİKALARI
Pervin Hayrullah
Politik agnozi, bir devletin sınırları içerisinde yaşayan bir azınlığın varlığını ve sorunlarını görmesine rağmen bu sorunların yapısal ve etik boyutlarını kavrayamaması ya da sistematik biçimde görmezden gelmesi olarak tanımlanabilir.
Nörolojide agnozi, bireyin görmesine rağmen nesneleri tanıyamaması durumudur. Politik düzlemde ise bu kavram, devletlerin belirli toplumsal gerçeklikleri “görmesine rağmen tanımaması” şeklinde genişletilebilir. Batı Trakya Türk Azınlığı açısından durum değerlendirilecek olursa; algısal düzeyde azınlığın varlığı kabul edilir, fakat, yapısal düzeyde kurumsal ihtiyaçlar göz ardı edilir ve etik olarak hak ihlalleri meşrulaştırılır ya da normalleştirilir. Açıkçası, devletlerin belirli gerçeklikleri “tanıma kapasitesine sahip olduğu halde tanımamayı tercih etmesi” olarak yorumlanabilir.
Lozan Antlaşması, Batı Trakya Türk Azınlığı’na eğitim alanında özerklik ve kendi kurumlarını yönetme hakkı tanımıştır. Ancak bu hakların Yunanistan tarafından uygulanma biçimi, hukuki tanıma ile fiili gerçeklik arasında bir uçurum olduğunu gösterir. Yunan devleti, Azınlık haklarını özellikle uluslararası arenada tamamen reddetmez, fakat, hakların kapsamını daraltarak, bürokratik mekanizmalarla ciddi bir şekilde kontrol edip, işlevsizleştirmektedir. Bu durumda da, daha sofistike bir şekilde, tanıyarak sınırlamaktadır.
Türk Azınlık okullarının öğrenci sayısının azalması gerekçesiyle kapatılması, azınlığa ve dış kamuoyuna (başta ekonomik sebeplerle) teknik bir düzenleme olarak sunulmaktadır. Ancak bu süreç, daha geniş bir çerçevede değerlendirildiğinde, azınlık eğitiminin kurumsal altyapısını zayıflatan sistematik bir politika olduğu görülebilir. Türk dilinin kamusal alanda kullanımı daraltılırken, anadil eğitimi ortadan kaldırılmakta, eğitime erişim ve eşitsizlikler gözlemlenmekte ve aşamalı kültürel asimilasyon ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, “öğrenci azlığı” söylemi, politik bir tercihin teknik bir gerekçeye indirgenmesidir.
Yunan devletinin Türk Azınlık eğitimine yönelik yaklaşımı, politik agnozinin tipik özelliklerini göstermektedir: Görme ile azınlık kurumları ve hakları resmi olarak tanınmaktadır; Tanımama yoluyla bu kurumların sürdürülebilirliği için gerekli politikalar uygulanmamaktadır; vee... Yeniden çerçeveleme ile de sorunlar teknik meseleler olarak sunularak politik boyutları gizlenmektedir.
Bu bağlamda politik agnozi, bir ihmal değil, bir stratejidir. Devlet, azınlığı eğitim konusunda açıkça bastırmak yerine, onun kurumsal kapasitesini aşındırarak kontrol altında tutmaktadır.
Batı Trakya Türk Azınlığı’nın eğitim alanında karşılaştığı sorunlar, ilk bakışta idari düzenlemeler gibi görünse de, detaylı bir şekilde incelendiğinde planlı ve yapısal bir eşitsizlik rejimidir. Bir yandan hukuki olarak tanıyor(muş) gibi gösterilerek fiiliyatta sınırlandırmak, kültür aktarımının dilsel yetkinliğin engellenmesiyle sürekliliğinin zayıflatılması ve politik agnozi yoluyla bu sürecin meşrulaştırılması... İşte bütün mesele budur...
